Merhaba sevgili adam,
Yeni bir yıla doğru yol alırken doğru olduğuna inandığım yepyeni kararlar aldım.Bugün ben senin hiç bilemeyeceğin şeyleri haykıracağım sana.Duyarsın ya da duymazsın şu saatten sonra pek de bir önemi yok;bunu da bilmezsin.
Ben ki nasıl sever insan memleketini öyle bellemişim sevdanı.
Ve ben o kara gözlerini yurt bellemişim kendime; eğer sizi hiç tanımamış bir beye sevdanız düşerse tutun elinden kaldırın, kaldırın ki yerin yedi kat dibini mesken eylemesin kendine..
Sanki dert yumağına saplanmışsın da konuşacak bir tek dostun kalmamış..
Konuşsan da anlamayacak bir yığın insanla dolmuş etrafın.
Mevsimler mevsimliklerini unutmuşlar. Kış gelmeyi mi unutmuş yoksa gelmesi gereken yeri mi şaşırmış bilemedim.
Bir savaşın ortasındayım, herkes yabancı herkes düşman herkes benden bihaber. Elimdeki silahı en azılı düşmana kaptırmışım. öyle ki çaresizim.
Dört yandan üstüme üstüme gelen insan yığını var.Bir şeyler yapmak lazım lakin sadece ortaya çömelip ölümü bekliyorum.Öyle ki korkuyorum.
Bazen kabulleniş bazen boş veriş bazen bir gidiveriş yüklü bakışlarla doldurdum hayatımı. Peki neden böyle diyorum ama sunu da biliyorum ki şu an sadece bu soruyu yaşamam gerek. Cevap için çok erken imiş.
Günlerin boşluğuna gecelerin zifiriliğine sığındım, gurbet gözlerinden gayrı.
Bugünün hava raporuna gelecek olursak ki ;
Dışarda hava çok güzelken birden sevgili adamdan gelen soğuk,kasvetli,melun rüzgarlar içimde bir yerlere kar çöreklendirdi. Kırağı tutan kalbime sıcacık bi gülümsemeyi fazla gördü yine sevgili adam. Canı falan sağ olmasın cehennem olsun yeter Allah'ım. rabbim sen bi de biliyorsun ona karşı olan nefretimi. Öyle bir şey varsa elbette ki biliyorsundur, olmasa da biliyorsundur sen. Sen bi de herşeyin en hayırlısını biliyorsun en ferahlatıcı olanı bu.
Ama unutamıyorsam sevgili adamı benim bir suçum var mı Allah'ım?
Neyin bedelini ödüyorum diye bıkmazca kere soruyorum sana Allah'ım.
Öldürmüyorsun Allah'ım lakin su kalbin ortasına öyle bi sızı yerleştiriyorsun ki zaten ölmüş kadar oluyor insan.
Bilemedim bu derdimi kimlere açayım ben dağlar anlasa şu pencereyi açıp boğazım yırtılana kadar haykıracağım ama işte...
Artık aşk için olan hiç bir şeye inanmıyorum bir de.
Sondu bu, umudum hayattan önce bitti.
Anladım canım anladım, biraz geç kaldım ama anladım.
Şu güneş asla ikimiz için doğmayacak!
http://www.youtube.com/watch?v=KzHYuyKSLs8
Vesselam!
31 Aralık 2014 Çarşamba
23 Aralık 2014 Salı
Bilebilemedim
Sonra belki mutluluk dolu diyarlara rast geliriz.
Olmaz ya hani es kaza mutlu ederiz birileriyle kendimizi..
Olur ya yalanlarla kurulu kulemize sığınırız geç gelen mutluluğa tepki.
Bir çift dostla iki çift kelam ederiz yani.
Ne bileyim yahu!
Mutluluk dolu baharlar kışın ortasında gelir belki bize de. Evvela yaşanmış baharları unutmak zamanıdır bugün.
Umut yaşamdan önce bitmesin İlyas abim. Ben şimdi sayfalarca yazsam da anlamazsınız zaten ya da anlatacak doğru kelimeyi bulamam lakin ne çıkar anlamasanız da?
Ulan ne bitmez derdim varmış dediğim bir günün daha sonuna geliyorum yeni güne uyanır mıyım bilinmez elbet amma velakin dünyanın bütün iyi dilekleri bizimle olsun bu gece ve her gece..
Ulan ne bitmez derdim varmış dediğim bir günün daha sonuna geliyorum yeni güne uyanır mıyım bilinmez elbet amma velakin dünyanın bütün iyi dilekleri bizimle olsun bu gece ve her gece..
Vesselam..
Bugün de bir Hüsnü Arkan fısıldasın kulaklarımıza!
http://www.youtube.com/watch?v=CCA3TE8ukAs&index=9&list=PL0IPjDKuMJ5GxI1QSmbqK7MMl62X_0XVU
Bugün de bir Hüsnü Arkan fısıldasın kulaklarımıza!
http://www.youtube.com/watch?v=CCA3TE8ukAs&index=9&list=PL0IPjDKuMJ5GxI1QSmbqK7MMl62X_0XVU
11 Aralık 2014 Perşembe
Boşu boşuna
Selam canım;
http://www.youtube.com/watch?v=mGyLWzNluFo bunu şuracığa asayım da kalıversin. Ne yazacağım neden açtım bu sayfayı bilmiyorum . Gerçekten bak. Bildiğim tek şey var ki buralara ya da birilerine sessiz çığlıklar atmam lazım oldu. Ne için bilmiyorum da şu iç sıkıntısı denilen şey var ya heh işte onun gibi bişeyler çöreklendi canımın en yaşam umudu kokan tarafına.
Doğum günüsüymüş bugün,
Doğduğu gün yani,
Annesinin sevgiyle yüzüne baktığı ilk gün,
Bende yürek denilen şeyi bırakmayan adamın dünyaya ilk merhaba günü,
Ondan gelecek mutluluğu beklememem gerektiğini öğrendiğim gün,
Beynimin kalbime hükmedemediği 58.gün,
Kısa ama çok şey ifade eden doğum günü mesajını herkesleşmiş tavrıyla yavan bir teşekküre sığdırdığı gün,(ben az konuşurdum be canım rüyalarda söz vermiştin oysa çok anlayacağına)
Hıçkıra hıçkıra ağlamanın damarlarıma kadar işlediği gün,
Beni hüzne boğan ilk gün;bugünmüş meğer.
Bugün beklemenin son günüymüş meğer. Bugün sonmuş adam anlamayan suratına acı acı bakmamın da son günüymüş.
*Seni güzelleştirenin türküler olduğunu bilememişim iki damla yaş düşene dek...
Buradan senin uzak diyarına mutlu yıllar sana adam.
6 Aralık 2014 Cumartesi
Anlatamamanın en acı izahı
Bugün günlerden 'vazgeçtim'. Böyle sol tarafda pıt pıt atan şeyin tam üstüne boğazına doğru çıkan safra gibi yada karnının tam ortasına yediğin sert bi yumruğun verdiği acıyla oksijenle kısa süreli bi teneffüs arası gibi yada bilmiyorum Allah'ım sen biliyorsun ama..
Sevinçler de sizin olsun mutluluk dolu suratlar da yada ne biliyim ne istiyorsanız..Yalnız ne olur acımla baş başa bırakın be insan evlatları. Siz yeter ki siz olun da beni bir ben olarak dünyanın bütün acılarıyla bu sunturlu yerde bırakın.
sana şimdi gökyüzümü,korkularımı,umutlarımı,acılarımı,sevgimi anlatmak vardı.Bir de böylesi var işte ;çığlık çığlığa kaymak gökyüzünden ,atmosferde yanmak sonra düşmek yeryüzüne sonrası da vardır tabi de sen beni duyuyorsun ve anlıyorsun değil mi canım?

ben az konuşurum hep de sen çok anla olur mu?
İşin özü:Bugün cumartesi ve ben seni çok özledim.
Vesselam.
http://www.youtube.com/watch?v=4BjH_pJ2p-w
Sevinçler de sizin olsun mutluluk dolu suratlar da yada ne biliyim ne istiyorsanız..Yalnız ne olur acımla baş başa bırakın be insan evlatları. Siz yeter ki siz olun da beni bir ben olarak dünyanın bütün acılarıyla bu sunturlu yerde bırakın.
sana şimdi gökyüzümü,korkularımı,umutlarımı,acılarımı,sevgimi anlatmak vardı.Bir de böylesi var işte ;çığlık çığlığa kaymak gökyüzünden ,atmosferde yanmak sonra düşmek yeryüzüne sonrası da vardır tabi de sen beni duyuyorsun ve anlıyorsun değil mi canım?

ben az konuşurum hep de sen çok anla olur mu?
İşin özü:Bugün cumartesi ve ben seni çok özledim.
Vesselam.
http://www.youtube.com/watch?v=4BjH_pJ2p-w
15 Kasım 2014 Cumartesi
...
Toprağıma düşen yağmur ol mesela..
Her nefeste teninin toprakla bütünleşmiş kokusunu çekeyim yaşam damarlarıma; vermemek üzere..
Biraz benim ol böyle bir süre.
Seninle benim 'biz' olmadığımız mevsimler hep bir 'biz' eksik kalsın, hep bir 'biz' geriden gelsin dakikalar,saatler,günler,yıllar..
Yaradan vermişse seni şu sol yanıma vardır elbet bir bildiği değil mi?
Dert görünümüne bürünmüş en büyük dermanımsın ama sen..
Masamın bir köşesine yer etmiş soğuk bir resmin var şimdi. Şimdilik gözlerinin içine bakıyorum öylece çaresiz.
Çaresiz dediğime bakma sen gözlerin var ya cancağızım işte onlar benim için bir çift umut güneşi.
Üfle güneşi sönsün sadece bir çift gözü bana çevirmen buz dağlarımın görünmeyen kısmını bile eritmeye yeter.
Varsın gelmesin senden bir tebessüm, soğuk resmin bu gecede gözlerime bakar gibi yapsın..
Varlığın yetiyor sözü hiç bu kadar anlam kazanmamıştı lugatımda!
Her nefeste teninin toprakla bütünleşmiş kokusunu çekeyim yaşam damarlarıma; vermemek üzere..
Biraz benim ol böyle bir süre.
Seninle benim 'biz' olmadığımız mevsimler hep bir 'biz' eksik kalsın, hep bir 'biz' geriden gelsin dakikalar,saatler,günler,yıllar..
Yaradan vermişse seni şu sol yanıma vardır elbet bir bildiği değil mi?
Dert görünümüne bürünmüş en büyük dermanımsın ama sen..
Masamın bir köşesine yer etmiş soğuk bir resmin var şimdi. Şimdilik gözlerinin içine bakıyorum öylece çaresiz.
Çaresiz dediğime bakma sen gözlerin var ya cancağızım işte onlar benim için bir çift umut güneşi.
Üfle güneşi sönsün sadece bir çift gözü bana çevirmen buz dağlarımın görünmeyen kısmını bile eritmeye yeter.
Varsın gelmesin senden bir tebessüm, soğuk resmin bu gecede gözlerime bakar gibi yapsın..
Varlığın yetiyor sözü hiç bu kadar anlam kazanmamıştı lugatımda!
2 Kasım 2014 Pazar
peki ya siz?
Siz hiç sesini duymadığınız bi adamın sesine aşık oldunuz mu?
Kokusunu bile bilmediğiniz birinin kokusunu getirmesi için rüzgara ismini fısıldadınız mı?
rüzgar teninizin üstünden her geçtiğinde tanımadığınız ama sol yanınızda devrim yaratan yabancı adamın teninin sinmişliğini hissettiniz mi ?
Yaşam kaosunda gözünüze üç beş saniye çarpan silik yüzü unutmamak için gözlerinizi sıkı sıkı kapamak ve bir daha açmamaya yemin etmek meselesi.
Dışardan gelen tüm seslere sağır olup yabancı sesi duymayı beklemek mevzusu.
Gözlerinin bütün tanıdık yüzlere yabancı tek yabancı yüze tanıdık olmak istemesi..
Anlatıcak çok fazla duygu yaşamak ama kelimelerin anlamlarını bulamaması..
Nedir bunun adı desem?
susarım, susarım ve sadece belli belirsiz ama dudak kıvrımımda var olduğunu bildiğim bi tebessümle yanıt veririm...
26 Ekim 2014 Pazar
NEYE?
Neye bu kin?
Neye bu öfke?
Ne için bu kadar yargılarının kurbanısın?
Bu insanlar sana ne yaptı da yüzlerini görmek ömründen ömür çalıyor?
Ne yapmış olabilirler nee?!
Yabancılaştın, ötekileştin, itildin...
İnsan herkesi tanır da kendine sıra geldimi hep bir tereddütle yaklaşır.
Ne için peki bu yabancılık?
Aynadaki yansımayı her gün ilk defa görmüşçesine neden incelersin?
Gülüşmeler var suratımda. arkasında sebepsiz acı çekişler.
Neye ihtiyacım var bir bilsem..
Ne istiyordun,ne bekliyordun da beklentin eksik kalmışçasına burukluk işliyorsun hayatına?
İnsan en çok kendinden sıkılıyor. Bu yüzden bu nefret, bu yüzden bu kaçma girişimi.
Biraz tek başınalık,çokça baktığım simalara yabancılık hissiyatı istiyorum.
Ey tanrım neden bu kadar muhtaç yaptın insanı?
Bazen bir gözyaşında boğulmak bazen bir yağmurda sırılsıklam susmak lazım.
Lazım.. Hüznümüzü bozguna uğratacak bir gerilla lazım.
http://www.youtube.com/watch?v=znFCFTG__sY
Neye bu öfke?
Ne için bu kadar yargılarının kurbanısın?
Bu insanlar sana ne yaptı da yüzlerini görmek ömründen ömür çalıyor?
Ne yapmış olabilirler nee?!
Yabancılaştın, ötekileştin, itildin...
İnsan herkesi tanır da kendine sıra geldimi hep bir tereddütle yaklaşır.
Ne için peki bu yabancılık?
Aynadaki yansımayı her gün ilk defa görmüşçesine neden incelersin?
Gülüşmeler var suratımda. arkasında sebepsiz acı çekişler.
Neye ihtiyacım var bir bilsem..
Ne istiyordun,ne bekliyordun da beklentin eksik kalmışçasına burukluk işliyorsun hayatına?
İnsan en çok kendinden sıkılıyor. Bu yüzden bu nefret, bu yüzden bu kaçma girişimi.
Biraz tek başınalık,çokça baktığım simalara yabancılık hissiyatı istiyorum.
Ey tanrım neden bu kadar muhtaç yaptın insanı?
Bazen bir gözyaşında boğulmak bazen bir yağmurda sırılsıklam susmak lazım.
Lazım.. Hüznümüzü bozguna uğratacak bir gerilla lazım.
http://www.youtube.com/watch?v=znFCFTG__sY
30 Eylül 2014 Salı
*Gelecekten mektup var!
Çok sevgili 19 yaşım
Bu mektubu sana belki de hiç göremeyeceğim 40 yaş olgunluğunu yaşamadan yazmaya çalışıyorum.
Canım gençliğim
senin yaşlarında 'aklı bir karış havada bu gençlerin' tabusu vardır benim gibi nineciklerin.
Ama şunu iyi dinle yavrum:
Günün aydın oldu mu her gününde yeni bir devrim yarat.Daha çok gül,daha çok ağla,daha çok bak gökyüzüne,daha çok kendini özgür bırak!
Hayatnın dayatmalar zindanında çürümesine izin verme.
sen ki teksin ,biriciksin , diğer herkes gibi.
19 yaşından bir gün eksildi mi bir saat geriye alma şansın var mı?
Her hareketinin mantıklı bi açıklaması olmak zorunda değil her zaman. Bazen sadece istemek yeterlidir yasakları çiğnemeden yutmak için.
Ne yaparsan yap kaybolan umudunun her zaman o minik pır pır atan kalbini bulacağını unutma.Her şeyin bir sınırı var şu hayatta. Ne kadar çalışırsan yine hepimizin bir avuç toprakla bütünleşeceğini unutma.
mutluluk için hep bir bahanen olsun.
risk almaktan korkma benim canım. Belki de şu olgunca yazmaya çalıştığın zamanları hiç görme şansın olmayacak.
Bir gece gözlerini kapattığında ebediyetle dost olup bir daha açmamak için sözleşebilirsin.Hayat bu...
Her duyguyu yaşa. Tecrübe acı evet haklısın o zaman da böyle düşünürdün. Tecrübe acı ama sende bir o kadar akıllı değil misin?
Şu hayatta sen kendine güvenmezsen,kararlı yapını ortaya koymazsan hiç kimsenin sana eyvallahı olmaz.
Böyle mi diyorsunuz siz gençler (:
Benim sana sarf etmeye çalıştığım kelimelerim bu kadar. Çok şey var ama kelimeler kendi aralarında anlaşmışlar be yavrum. yetmiyor kelimeler 19 yaşının güzelliğine...
Son olarak kendin olmaktan korkma. Kim ne derse desin fikirlerinin darbe almasına izin verme.
Ne yaparsan yap yine sen bensin en güzel yanın da bu...
*40 yaşındaki ben 19 yaşındaki bene mektup yazmak ister.
Gönlümüzün bir köşesine de batmayan sanat güneşinden bir nağme iliştirelim:
.http://www.youtube.com/watch?v=m0hw0nAelFU
22 Eylül 2014 Pazartesi
Bugün
Bugün yatağımın hiç yatmadığım tarafına koydum başımı. Beraberimde zihnimin derinliklerinde çığlıksı düşüncelerimi yastığımın bir ucuna iliştirdim.
Söylemek isteyipde söyleyemediğim,ağlamak isteyipde ağlayamadığım,avazım çıktığı kadar haykırmak isteyipde çığlık çığlığa sustuğum uykularımı düşündüm...
sadece korkak uykularım vardı biliyordum.
Bi bedel ödeniyordu uykularımda ama bilmiyordum neyin bedelini ödediğimi.düşüncelerimle beraber uyuduk o gece.
O gecenin sabahında yatağın hiç kalkmadığım tarafını kullandım.Artık ben de hayatımın değişimine karar verdim ve insanlara küçük anlamsız gelse de yatağımla olan imtihanımdan başlıyorum buna.
pencereyi açtım derin mi derin bi nefes aldım arkamda bütün hüznümü yüzsüzlüğüyle bana bakarak defettim.bi süre güneşle bakıştık gülümsedik birbirimize.
sadece bir süreliğine..
biliyorum güneşin battığı yerde karanlık bütün soğukluyla gelecek ama ben bugün mutlu olacağıma inandım.
Bugün kendime bir Turgut Uyar şiiri hediye ettim en güzelinden:
Sizin alınız al inandım
Sizin morunuz mor inandım
Tanrınız büyük amenna
Şiiriniz adamakıllı şiir
Dumanı da caba
Bütün ağaçlarla uyuşmuşum
Kalabalık ha olmuş ha olmamış
Sokaklarda yitirmiş cebimde bulmuşum
Ama sokaklar şöyleymiş
Ağaçlar böyleymiş
Ama sizin adınız ne
Benim dengemi bozmayınız
Aşkım da değişebilir gerçeklerim de
Pırıl pırıl dalgalı bir denize karşı
Yan gelmişim diz boyu sulara
Hepinize iyi niyetle gülümsüyorum
Hiçbirinizle dövüşemem
Benim bir gizli bildiğim var
Sizin alınız al inandım
Morunuz mor inandım
Ben tam kendime göre
Ben tam dünyaya göre
Ama sizin adınız ne Benim dengemi bozmayınız ...
Sizin morunuz mor inandım
Tanrınız büyük amenna
Şiiriniz adamakıllı şiir
Dumanı da caba
Bütün ağaçlarla uyuşmuşum
Kalabalık ha olmuş ha olmamış
Sokaklarda yitirmiş cebimde bulmuşum
Ama sokaklar şöyleymiş
Ağaçlar böyleymiş
Ama sizin adınız ne
Benim dengemi bozmayınız
Aşkım da değişebilir gerçeklerim de
Pırıl pırıl dalgalı bir denize karşı
Yan gelmişim diz boyu sulara
Hepinize iyi niyetle gülümsüyorum
Hiçbirinizle dövüşemem
Benim bir gizli bildiğim var
Sizin alınız al inandım
Morunuz mor inandım
Ben tam kendime göre
Ben tam dünyaya göre
Ama sizin adınız ne Benim dengemi bozmayınız ...
15 Eylül 2014 Pazartesi
Hayatının anlamını yitirdiği anlar oldu mu?
Nasıl bir tenhalıktır Allah’ım bu?

Nasıl bir yalnızlık?
Sadece korkuyorum sebepsizce. Yaşamdan zevk alma yeteneğimi kaybettim. Seni hayata bağlayan da insanlar oluyor hayattan soğutan da.
Soğudum ben azizim,soğudum. Her şeyden bir çok parça soğudum. Her şeyden
kendimce nefret ettim. Bana yaşamı sevdiren insanlar şimdi çok uzağımda. Sahi bana hayatı sevdirdiğini zannettiğim insanlar mı hayatı sevdiren?
Her neyse…
Arkadaşlık diyorum kuru bir hikaye şimdi bana. Hayatımızdaki her şey mükemmel dediğimiz sıfata bürününce bir anlamı oluyor bir dostu sevmenin. Şimdi korku bütün iliklerimde. Sevemiyorum dostlarımı sevemiyorum. Ne zaman bu kadar vazgeçtim hayata anlam katan duygulardan bilmiyorum.
“Benim adım '.......'
Hergün biraz daha ölüyorum, kimseye fark ettirmeden deliriyorum. Normal görünmek acı veriyor, zor geliyor. Bu şehir, bu insanlar, bu hayatım bana iyi gelmiyor. Eski günlerimi özlüyorum. Meğer ne kadar da severmişim eskiyi. Yardım eline ihtiyacım var ama o eli tutmaya bile korkuyorum. Yakınımdaki herkesten nefret ediyorum yavaş yavaş. İnsanlardan kaçarken onların arasında yaşamaya mahkumum. Dışarıdan bakınca ürkütücü durmuyor mu? Kendi içimde çok korkuyorum ben, bu yalnızlık çok korkutuyor beni. Ölmek değil de nedir bu? Bedeninin toprakla bütüneşmesi değil sadece ölmek. Duygularını yitirdiğin an ölüsün.
Öldüm ben.
Cehennemde bir başımayım.
Neyin bedeli bu? Hangi günah yaşarken öldürür insanı?”
Işık gözümü alırken hiç bu kadar karanlıkta kalmamıştım.
Bu aralar pek fazlaca yokladım bu şarkıyı :http://www.youtube.com/watch?v=tSFNdfGoXOQ
Nasıl bir tenhalıktır Allah’ım bu?

Nasıl bir yalnızlık?
Sadece korkuyorum sebepsizce. Yaşamdan zevk alma yeteneğimi kaybettim. Seni hayata bağlayan da insanlar oluyor hayattan soğutan da.
Soğudum ben azizim,soğudum. Her şeyden bir çok parça soğudum. Her şeyden
kendimce nefret ettim. Bana yaşamı sevdiren insanlar şimdi çok uzağımda. Sahi bana hayatı sevdirdiğini zannettiğim insanlar mı hayatı sevdiren?
Her neyse…
Arkadaşlık diyorum kuru bir hikaye şimdi bana. Hayatımızdaki her şey mükemmel dediğimiz sıfata bürününce bir anlamı oluyor bir dostu sevmenin. Şimdi korku bütün iliklerimde. Sevemiyorum dostlarımı sevemiyorum. Ne zaman bu kadar vazgeçtim hayata anlam katan duygulardan bilmiyorum.
“Benim adım '.......'
Hergün biraz daha ölüyorum, kimseye fark ettirmeden deliriyorum. Normal görünmek acı veriyor, zor geliyor. Bu şehir, bu insanlar, bu hayatım bana iyi gelmiyor. Eski günlerimi özlüyorum. Meğer ne kadar da severmişim eskiyi. Yardım eline ihtiyacım var ama o eli tutmaya bile korkuyorum. Yakınımdaki herkesten nefret ediyorum yavaş yavaş. İnsanlardan kaçarken onların arasında yaşamaya mahkumum. Dışarıdan bakınca ürkütücü durmuyor mu? Kendi içimde çok korkuyorum ben, bu yalnızlık çok korkutuyor beni. Ölmek değil de nedir bu? Bedeninin toprakla bütüneşmesi değil sadece ölmek. Duygularını yitirdiğin an ölüsün.
Öldüm ben.
Cehennemde bir başımayım.
Neyin bedeli bu? Hangi günah yaşarken öldürür insanı?”
Işık gözümü alırken hiç bu kadar karanlıkta kalmamıştım.
Bu aralar pek fazlaca yokladım bu şarkıyı :http://www.youtube.com/watch?v=tSFNdfGoXOQ
10 Eylül 2014 Çarşamba
Ne zaman kalemimle aram iyi olsa dışarıya küserim ben. Ağır bir yükü olan hayatım ve dışarıya dökemediğim benliğimdeki yaralar. Çok ağır gelir ikisini sırtlamak. Mutluyken yazamam genelde. Hüzün basması gerek gökyüzümü ardından göz pınarlarımın ıslaması gerek ellerimi . ellerim bu ıslaklıkla kalemime dokunmalı ve oracıkta kurumalı. Öfkemi,kinimi,sevincimi,,acımı kısaca her şeyimi kaleme alıp kağıtta bırakmalıyım. Prensip haline gelmiş bir yalnızlığım var benim. En kıymetlim,tek sığınağım,yaşam enerjim..
Seni yine görmedim bugün,tanımadım,sesini duymadım,kokunu içime çekmedim,dokunmadım ellerine.Bir günü daha iki yabancı olarak geçirdik. Geleceksin biliyorum –belki de pesimist olmadığım tek meselemsin- hem de öyle bir mevsimde öyle bir havada geleceksin ki gözlerim bulut olup yağacak mevsimimize. İyi ıslan sevgilim, ıslanmakla kalma hisset yağmuru. Bu sana adadığım ilk yağmurum,ilk yağmurumuz. Bu bizim biz olduğumuz ilk mevsim. Hangi mevsim gözlerindeki aydınlığın ışığını verebilir? Hangi mevsim dudaklarından dökülen ‘geldim’ sözünün sıcaklığını verebilir? Gözlerime yabancı olan bir yüzün var yine bugün,kulaklarıma yabancı olan bir sesin,tenimden habersiz bir tenin var bugün,kokun hiç durur mu sevgilim burnuma yabancı kokun hala duruyor burun kanatlarımda.
Bu yalnızlık bir son bulmalı artık değil mi?
Akdeniz’e karşı oturuyoruz seninle, ellerin ellerimde gözlerin akdeniz’de. Dudağında tek kelime “biz” diye başlıyorsun.( Sonra gülüyorum ben. Anlamsız gülüşüme sende katılıyorsun. Akdeniz bizi dinliyor..)
Tek kelime yetiyor bize gerisini getiremiyorsun. Zaten seninle benim –ikimizin- “biz” olması yeterince yetti sevgilim.
Aynı gökyüzünün iki yalnız kuşuyuz biz seninle…
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)