15 Kasım 2014 Cumartesi

...

Toprağıma düşen yağmur ol mesela..

Her nefeste teninin toprakla bütünleşmiş kokusunu çekeyim yaşam damarlarıma; vermemek üzere..

Biraz benim ol böyle bir süre.

Seninle benim 'biz' olmadığımız mevsimler hep bir 'biz' eksik kalsın, hep bir 'biz' geriden gelsin dakikalar,saatler,günler,yıllar..

Yaradan vermişse seni şu sol yanıma vardır elbet bir bildiği değil mi?

Dert görünümüne bürünmüş en büyük dermanımsın ama sen..

Masamın bir köşesine yer etmiş soğuk bir resmin var şimdi. Şimdilik gözlerinin içine bakıyorum öylece çaresiz.

Çaresiz dediğime bakma sen gözlerin var ya cancağızım işte onlar benim için bir çift umut güneşi.

Üfle güneşi sönsün sadece bir çift gözü bana çevirmen buz dağlarımın görünmeyen kısmını bile eritmeye yeter.

Varsın gelmesin senden bir tebessüm, soğuk resmin bu gecede gözlerime bakar gibi yapsın..

Varlığın yetiyor sözü hiç bu kadar anlam kazanmamıştı lugatımda!

2 Kasım 2014 Pazar

peki ya siz?

Siz hiç sesini duymadığınız bi adamın sesine aşık oldunuz mu? 

Kokusunu bile bilmediğiniz birinin kokusunu getirmesi için rüzgara ismini fısıldadınız mı?

rüzgar teninizin üstünden her geçtiğinde tanımadığınız ama sol yanınızda devrim yaratan yabancı adamın teninin sinmişliğini hissettiniz mi ? 

Yaşam kaosunda gözünüze üç beş saniye çarpan silik yüzü unutmamak için gözlerinizi sıkı sıkı kapamak ve bir daha açmamaya yemin etmek meselesi.

Dışardan gelen tüm seslere sağır olup yabancı sesi duymayı beklemek mevzusu.

Gözlerinin bütün tanıdık yüzlere yabancı tek yabancı yüze tanıdık olmak istemesi..

Anlatıcak çok fazla duygu yaşamak ama kelimelerin anlamlarını bulamaması..

Nedir bunun adı desem?

susarım, susarım ve sadece belli  belirsiz ama dudak kıvrımımda var olduğunu bildiğim bi tebessümle yanıt veririm...